Su: Bir Silah mı, Yoksa Barışa Giden Bir Köprü mü? Avrupa Parlamentosu Milletvekili Leoluca Orlando ile Özel Röportaj

Haber

Horizontal Cover Pages (YouTube & Website) (31)

İklim değişikliği hız kazanırken ve jeopolitik gerilimler artarken, su güvenliği artık yalnızca çevresel bir mesele değil; uluslararası ilişkiler, barış ve çatışma açısından da önemli bir konu hâline geliyor. Derneğimiz, Avrupa Parlamentosu Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı (Greens/EFA) grubu milletvekili Leoluca Orlando ile gerçekleştirdiği özel röportajda, Orlando’nun su yönetişimi hakkındaki son raporunu ve Avrupa Birliği’nin suyu temel bir insan hakkı olarak güvence altına almadaki rolünü ele aldı.

Su Yönetişimine Yeni Bir Bakış

Avrupa Parlamentosu Milletvekili Orlando, hazırladığı tavsiye raporunun Avrupa Parlamentosu açısından emsalsiz bir girişim olduğunu vurguladı. İlk kez Dışişleri Komitesi (AFET), su yönetişimini uluslararası ilişkiler perspektifinden ele alarak, yalnızca tarım veya iklim değişikliği merkezli geleneksel tartışmaların ötesine geçti.

Orlando, çarpıcı bir gerçeğe dikkat çekti: Dünyada birden fazla devlet tarafından ortaklaşa paylaşılan 150 büyük su havzası bulunuyor; ancak bunların yalnızca yaklaşık 40’ı sözleşmeler ve anlaşmalarla yönetiliyor. Orlando’ya göre geri kalan havzalar, “Vahşi Batı”yı andırıyor; burada hukukun gücünün yerini güç kullanımı alıyor.

Bir Savaş Aracı Olarak Su

Su kaynakları üzerindeki kontrol, giderek jeopolitik baskı ve şiddetin bir aracı hâline geliyor. Orlando, Gazze ve Batı Şeria’daki dramatik duruma açıkça atıfta bulunarak, su üzerindeki kontrolün yerleşimciler ve İsrail ordusu tarafından Filistin makamlarını hayati bir kaynaktan mahrum bırakmak amacıyla aktif bir silah olarak kullanıldığını belirtti.

Ayrıca Rusya’nın Ukrayna’daki su kaynaklarını yok etmesiyle paralellik kuran Orlando, modern çatışmalarda kuraklığın artık doğal bir olgu olarak değil, kasıtlı bir askerî araç olarak kullanıldığını vurguladı.

Karşılıklı Bağımlılık Felsefesi

Orlando’nun yaklaşımının merkezinde “karşılıklı bağımlılık” kavramı yer alıyor. Orlando, çatışmaları körükleyen ve Papa Francis’in “parçalı bir üçüncü dünya savaşı” olarak nitelendirdiği durumu çağrıştıran egemenlikçi anlayışın yükselişine karşı uyarıda bulundu. Bu anlayışı “bağımsızlığın hipertrofisi” olarak tanımladı.

Orlando, Avrupa Birliği’ni, Birleşmiş Milletler’i ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni karşılıklı bağımlılığın temel sembolleri olarak savundu. Suyu, devlet hukukundan önce gelen ortak bir kamu malı olarak kabul ederek diyaloğa ve barışa giden yollar inşa edebileceğimizi savunan Orlando, “Karşılıklı Bağımlılık Günü”nü kutlayacağımız bir geleceğe doğru ilerleyebileceğimizi ifade etti.

Koşulluluk ve AB’nin Güvenilirlik Krizi

Su kıtlığıyla karşı karşıya olan gelişmekte olan ülkelere AB’nin nasıl destek olabileceği sorulduğunda Orlando, koşulluluk ilkesinin kritik önemini vurguladı. Avrupa’nın sağlayacağı mali destek, alıcı ülkelerin insan haklarına ve işçi haklarına saygı göstermesi şartına bağlanmalı; suyun herkes için güvenli ve ekonomik açıdan erişilebilir olmaya devam etmesi sağlanmalıdır.

Ancak Orlando, AB’nin ciddi bir güvenilirlik kaybı nedeniyle bu ilkeyi uygulamakta şu anda zorlandığını açıkça kabul etti. AB’nin, özellikle İsrail’deki Netanyahu hükümetiyle ilişkileri bağlamında sergilediği düşünülen çifte standartlar, diğer ülkelerden insan haklarına uyulmasını talep etmeyi son derece zorlaştırıyor; zira AB, bu taleplerde bulunduğunda ikiyüzlülük suçlamalarıyla karşı karşıya kalıyor.

Sivillerin Korunması için Ulusüstü Adalet

Sivil halkları korumak ve uluslararası hukuk ihlallerinin cezasız kalmasını önlemek amacıyla Orlando, güçlü bir ulusüstü adalet ve denetim mekanizması çağrısında bulundu. Gazze’deki Han Yunus ile kardeş şehir olan Palermo’nun Belediye Başkanı olduğu dönemi hatırlatan Orlando, Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve altı ayda tamamlanması planlanan bir tuzdan arındırma projesinin, İsrail’in onayının alınması beklenirken iki yıldan fazla süre boyunca geciktirildiğini anlattı.

Orlando’ya göre devlet gücünün bu denli aşırı kullanılması, suyun savunmasız toplumlara karşı bir silah olarak kullanılmasını önlemek için ulusüstü etik kuralların ve adalet sistemlerinin neden vazgeçilmez olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Haberlere geri dön