
ASSEDEL’in Venedik Komisyonu’nun devam eden çalışmasına ilişkin değerlendirmeleri
ASSEDEL, Venedik Komisyonu’nun Avrupa Konseyi İnsan Hakları ve Hukukun Üstünlüğü Genel Müdürlüğü ile birlikte hazırladığı ve 2018 ile 2025 yılları arasında atanmış veya terfi ettirilmiş hâkimlerin statüsüne ve diğer ilgili hususlara ilişkin yasa tasarısı hakkındaki 238/2025 sayılı Ortak Görüşü çerçevesinde yürüttüğü değerlendirme sürecine katkı sunan bir rapor hazırlamıştır. Rapor, Polonya’daki mevcut yargı krizinin kapsamlı bir hukuki ve olgusal değerlendirmesini sunmayı ve önerilen reformların Avrupa hukukun üstünlüğü standartlarıyla uyumluluğunun değerlendirilmesinde Avrupa kurumlarına destek olmayı amaçlamaktadır.
İnceleme Altındaki Yargı Reformları
Polonya, 2015 yılından bu yana Hukuk ve Adalet Partisi’nin (PiS) seçim zaferinin ardından yargı sisteminde kapsamlı reformlar gerçekleştirmiştir. Bu değişiklikler, temel yargı kurumlarının yapısını ve işleyişini derinden değiştirmiş ve hem ulusal hem de uluslararası düzeyde geniş çaplı endişelere yol açmıştır. Avrupa Komisyonu ve Avrupa Konseyi de dâhil olmak üzere uluslararası kuruluşlar, söz konusu reformların hukukun üstünlüğünü zedelediği ve yargı bağımsızlığını zayıflattığı konusunda defalarca uyarıda bulunmuştur.
Ulusal Yargı Konseyi’nin Siyasallaştırılması
En tartışmalı reformlardan biri, yargı bağımsızlığını güvence altına almak ve hâkim atamalarına ilişkin tavsiyelerde bulunmakla görevli organ olan Ulusal Yargı Konseyi’ni (KRS) ilgilendirmiştir. 2018 yılından bu yana KRS’nin on beş hâkim üyesi, hâkimlerin kendileri tarafından değil, Sejm tarafından seçilmektedir. Bu değişiklik, hâkim atamaları üzerindeki siyasi etkiyi önemli ölçüde artırmış ve meşruiyeti mahkemeler, hukuk akademisyenleri ve uluslararası kurumlar tarafından yaygın biçimde sorgulanan sözde “neo-KRS”nin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Neo-Hâkimlerin Yükselişi ve Sonuçları
Siyasallaştırılmış KRS aracılığıyla yapılan atamalar sonucunda, sözde “neo-hâkimlerin” giderek artan bir bölümü bugün Polonya mahkemelerinde görev yapmaktadır. Adalet Bakanlığına göre bu hâkimler, olağan mahkemelerdeki hâkimlerin yaklaşık %28’ini, Yüksek İdare Mahkemesindeki hâkimlerin %34’ünü ve Yüksek Mahkemedeki hâkimlerin ise %60’ına varan bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu hâkimlerin yargılamalara katılımı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi nedeniyle toplam 5,5 milyon Złoty’yi aşan tazminata hükmedilmesine hâlihazırda yol açmıştır.
Olağanüstü Başvuru ve Hukuki Belirsizlik
Bir diğer önemli reform, 2017 yılında, kesinleşmiş mahkeme kararlarının yeniden incelenmesine olanak sağlayan bir mekanizma olarak olağanüstü başvurunun getirilmesidir. Bu davalara ilişkin yargı yetkisi münhasıran yeni oluşturulan Olağanüstü İnceleme ve Kamu İşleri Dairesine (CERPA) verilmiştir. Ancak bu dairenin kendisi, tamamıyla neo-KRS’nin katılımıyla atanmış hâkimlerden oluşmaktadır. Bu durum, dairenin bağımsızlığı ve hukuka uygunluğu konusunda ciddi şüpheler doğurmuştur. Olağanüstü başvuru usulü, hukuki güvenlik ilkesini ihlal ettiği ve kesinleşmiş yargı kararlarına siyasi müdahaleye imkân sağladığı gerekçesiyle yoğun biçimde eleştirilmiştir.
Wałęsa / Polonya Kararı
Bu sistemik sorunlar, AİHM’nin Wałęsa / Polonya davasında verdiği emsal niteliğindeki kararda doruk noktasına ulaşmıştır. Mahkeme, Lech Wałęsa’nın uzun süredir kesinleşmiş hukuk davasına ilişkin kararına yönelik olağanüstü başvurunun, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesini ihlal ettiğine hükmetmiştir. Mahkeme, CERPA’nın kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğinde olmadığı ve olağanüstü inceleme mekanizmasının aleyhte olan bir kararı ortadan kaldırmak amacıyla siyasi bir araç olarak kullanıldığı sonucuna varmıştır. Bu dava, yargı reformlarının bireysel haklar üzerindeki etkisinin sembolik bir örneği hâline gelmiştir.
Pilot Karar ve Sistemik Kriz
Wałęsa kararını önceki davalardan ayıran husus, Mahkemenin pilot karar usulünü uygulamaya karar vermiş olmasıdır. Mahkeme, Polonya yargısının merkezinde yer alan, birbiriyle bağlantılı derin yapısal sorunları tespit etmiştir: KRS’nin kusurlu oluşumu, CERPA’nın bağımsızlıktan yoksun olması ve olağanüstü başvuru usulünün kötüye kullanılması. Mahkeme, benzer başvuruların hızla artan sayısına dikkat çekmiş ve bu sorunların Polonya’da hukukun üstünlüğü açısından sistemik bir tehdit oluşturduğu sonucuna varmıştır.
Yasal Düzenlemeler Yoluyla Krizin Giderilmesine Yönelik Girişimler
Krizin boyutunu kabul eden Adalet Bakanlığı, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme hakkını yeniden tesis etmeyi ve neo-KRS tarafından 2018 ile 2025 yılları arasında kabul edilen kararların hukuki sonuçlarını düzenlemeyi amaçlayan bir yasa tasarısı hazırlamıştır. Tasarı aynı zamanda Wałęsa kararının uygulanmasını da hedeflemektedir. Bununla birlikte, teklif Polonya Ombudsmanı da dâhil olmak üzere çeşitli çevrelerin eleştirileriyle karşılaşmıştır. Ombudsman, hâkim atamalarının bireysel yargısal inceleme yapılmaksızın otomatik olarak geçersiz sayılmasına karşı uyarıda bulunmaktadır.
Raporun tamamını okumak için lütfen buraya tıklayınız.
ASSEDEL