YUNANİSTAN’DA SIĞINMACI HAKLARI

Görüş sunumu

assedel

ASSEDEL’İN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER EVRENSEL PERİYODİK İNCELEME (UPR) BİLDİRİMİ – YUNANİSTAN İÇİN UPR ÇALIŞMA GRUBU’NUN 52. OTURUMU, MAYIS 2026

Son on yılda Yunanistan, özellikle Doğu Akdeniz güzergâhı boyunca mülteciler ve düzensiz göçmenler için Avrupa Birliği'ne ana giriş noktalarından biri haline gelmiştir. Stratejik önemine rağmen Yunanistan; insani kabul koşullarının, adil iltica prosedürlerinin ve geri göndermeme (non-refoulement) ilkesine saygının sağlanması konusunda ciddi zorluklarla karşılaşmaya devam etmektedir.

Mevcut Durum

UNHCR ve Eurostat verilerine göre Yunanistan, 2023 yılında yaklaşık 50.000 iltica başvurusu alarak nüfus büyüklüğüne oranla AB'de en çok başvuru alan ülkeler arasında yer almıştır. Halihazırda ülkede 60.000'den fazla mülteci ve sığınmacı yaşamaktadır. Birçoğu ana karada ikamet ederken, Ege adaları olan Midilli (Lesvos), Sisam (Samos), Sakız (Chios), İstanköy (Kos) ve İleriye (Leros)'de aşırı yoğunluk ve kapasite aşımı devam etmektedir.

Gözaltı Koşulları

Yunanistan'daki gözaltı ve kabul merkezleri; insanlık dışı ve aşırı kalabalık koşullar nedeniyle Avrupa Konseyi, BM organları ve STK'lar tarafından defalarca eleştirilmiştir. Raporlar; hijyenik olmayan tesisleri, yetersiz sağlık hizmetlerini ve gözaltındakiler arasındaki psikolojik sıkıntıları vurgulamaktadır. Hassas gruplar —özellikle kadınlar, çocuklar ve engelliler— artan şiddet ve ihmal riskiyle karşı karşıyadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sisam (Samos) "hotspot"undaki koşullara ilişkin 2023 tarihli karar da dahil olmak üzere, kötü muamele yasağının ihlal edilmesi nedeniyle Yunanistan'ı mahkûm etmiştir. İdari gözaltı süresi, genellikle hapishane benzeri tesislerde 18 aya kadar uzayabilmektedir. Bazı durumlarda refakatsiz çocuklar, genellikle STK'ların veya bağımsız gözlemcilerin erişemediği sözde "güvenli bölgelerde" tutulmaktadır.

İltica Prosedürleri ve Kapalı Kontrollü Erişim Merkezleri (CCAC'ler)

Prosedürel reformlara rağmen sığınmacılar; uzun gecikmeler, bilgiye sınırlı erişim, mali yardımlardaki kesintiler ve devlet konutlarından zorunlu tahliyeler nedeniyle artan zorluklarla karşılaşmaya devam etmektedir. Eski "açık" Kabul ve Kimlik Tespit Merkezlerinin (RIC'ler) —Sisam, İleriye ve İstanköy'de— Kapalı Kontrollü Erişim Merkezlerine (CCAC'ler) dönüştürülmesi, sığınmacıların hareket özgürlüğünü daha da kısıtlamıştır. AB tarafından finanse edilen bu yüksek güvenlikli tesisler; çitlerle çevrilmiş, gözetim altında ve yerel yerleşim yerlerinden uzakta kurulmuştur. "Modernize edilmiş" yapılar olarak sunulsa da bağımsız incelemeler bu merkezleri; yetersiz hijyen, su ve sağlık hizmetlerine güvenilmez erişim ve asgari psikososyal destek ile "hapishane benzeri" olarak tanımlamaktadır. Sığınmacıların adalardan ayrılmasını engelleyen coğrafi sınırlama politikası, soyutlanmayı derinleştirmekte; özgürlük ve aile hayatına saygı hakkını ihlal etmektedir.

Çocuklar ve Diğer Hassas Gruplar

Yasal güvencelere rağmen, refakatsiz ve ailesinden ayrılmış çocuklar halen sıklıkla kısıtlayıcı "güvenli bölgelerde" tutulmaktadır. 2025 başı itibarıyla Yunanistan'ın iltica sisteminde, çoğu 15 yaşın üzerinde erkek çocuklardan oluşan 2.300'den fazla refakatsiz çocuk dahil olmak üzere 8.000'den fazla çocuk bulunmaktaydı. Aşırı kalabalık, yetersiz vasilik ve eğitim ya da sağlık hizmetlerine erişim eksikliği devam etmektedir. AİHM, şiddete, insanlık dışı muameleye ve uzun süreli gözaltıya maruz kalan çocukların korunması için Yunanistan'a defalarca talimat vermiştir. 2023 yılında ulusal bir vasilik sistemi getirilmiş olsa da personel sayısı yetersiz kalmakta ve birçok çocuk uygun temsil veya bakımdan yoksun bırakılmaktadır.

Geri İtmeler (Pushback) ve Geri Göndermeme İlkesi (Non-Refoulement)

Göçmenlerin iltica prosedürlerine erişimi olmaksızın hukuka aykırı şekilde geri gönderilmesi anlamına gelen Türkiye'ye geri itmeler (pushbacks), Yunanistan'daki en ciddi insan hakları sorunlarından biri olmaya devam etmektedir. Çok sayıda güvenilir rapor; şiddet, hırsızlık ve denizde terk edilmenin eşlik ettiği sistematik toplu sınır dışı etmeleri belgelemektedir. A.R.E. - Yunanistan (2025) davasında AİHM, Yunanistan'ın sistematik bir geri itme uygulaması yürüterek işkence yasağını ve etkili başvuru hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. Mahkeme ayrıca Yunanistan'ın belirli uyruklar için Türkiye'yi "güvenli üçüncü ülke" olarak tanımlamasını eleştirmiş; bu politikanın sığınmacıları zincirleme geri gönderme (chain refoulement) ve ciddi insan hakları riskleriyle karşı karşıya bıraktığını belirtmiştir.

ASSEDEL’in Tavsiyeleri

Yukarıda belirtilenlerin ışığında ASSEDEL, Yunan ve Avrupalı yetkililere şu çağrılarda bulunmaktadır:

  • Sığınmacı ve mültecilere yönelik her türlü kötü muameleye son verilmesi, bağımsız izleme ve hesap verilebilirliğin sağlanması.
  • Geri itmeleri önlemek ve ihlallerin tarafsız bir şekilde soruşturulmasını garanti altına almak için kolluk kuvvetleri ve idari personelin eğitilmesi.
  • "Güvenli üçüncü ülke" politikalarının uluslararası mülteci ve insan hakları standartlarıyla uyumlu hale getirilmesi.
  • İnsani muameleyi, sağlık hizmetlerine, hijyene ve psikososyal desteğe erişimi güvence altına alarak kabul ve gözaltı koşullarının iyileştirilmesi.
  • Eğitime erişim, vasilik ve uzun süreli gözaltıların sona erdirilmesi de dahil olmak üzere refakatsiz çocuklara yönelik korumanın güçlendirilmesi.
  • Dil öğrenimi, mesleki eğitim, sağlık hizmetleri ve işgücü piyasasına erişim yoluyla entegrasyonun kolaylaştırılması.
  • STK erişiminin önündeki engellerin kaldırılması; serbest insani gözlem, hukuki yardım ve arama-kurtarma operasyonlarının güvence altına alınması.

Katherine Sfendeles

Raporun tamamı için buradaki bağlantıya tıklayarak daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

Haberlere geri dön