Tehlikedeki LGBTQIA+ Hakları: Macaristan ve Birleşik Krallık'ta Hukuki Geri Adımlama

Görüş

WEBPAGE COVER TO USE (3)

Son aylarda, farklı hukuk sistemlerine ve LGBTQIA+ haklarının korunmasına yönelik zıt tarihsel yaklaşımlara sahip iki ülke olan Macaristan ve Birleşik Krallık, başta trans bireyler olmak üzere LGBTQIA+ bireylerin haklarını ve onurlarını önemli ölçüde zedeleyen gerici hukuki ve politik tedbirler uygulamaya koymuştur.

Bu gelişmeler hukuki yapı ve siyasi gerekçeler bakımından farklılık gösterse de; kültürel muhafazakarlığın yükselişi, aşırı sağın siyasi ivme kazanması ve ayrımcı söylemlerin meşrulaştırılmasıyla desteklenen, hukuki korumadaki ortak bir gerilemeyi ortaya koymakta ve Avrupa genelinde temel hakların tehlikeli bir şekilde aşınmasına katkıda bulunmaktadır.

Bu rapor, Macaristan ve Birleşik Krallık'ta son dönemde atılan adımların uluslararası insan hakları hukuku kapsamındaki hukuki yansımalarını, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) sırasıyla 11, 10 ve 14. maddelerinde güvence altına alınan toplantı özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve ayrımcılık yasağı ihlallerine odaklanarak analiz etmekte ve son olarak somut hukuki tavsiyeler sunmaktadır.

Macaristan:

Nisan 2025'te Macaristan Parlamentosu, kamuya açık LGBTQIA+ etkinliklerinin yasaklanmasına imkan tanıyan ve devlet makamlarına Onur Yürüyüşlerini yasaklama yetkisini fiilen veren bir anayasa değişikliğini kabul etti. Bir zamanlar görünürlüğün ve direncin simgesi olarak hoşgörüyle karşılanan Onur etkinlikleri, bu yeni hukuki çerçeve uyarınca artık cezai yaptırımlarla karşı karşıyadır.

Bu anayasa değişikliği; Toplantı Hakkı Kanunu, Kabahatler Kanunu ve Yüz Görüntüsü Analizi Kanunu da dahil olmak üzere temel mevzuatlardaki yasal değişikliklerle desteklenmektedir. Bu değişiklikler, Macaristan'ın "eşcinselliği veya farklı cinsiyet kimliklerini küçüklere teşvik eden veya tasvir eden" ve küçüklere LGBTQIA+ yaşamlarını olumlu şekilde sunan her türlü içeriğin yayılmasını suç sayan sözde "LGBT karşıtı propaganda yasasını" pekiştirmektedir.

Yenilenen hukuki çerçeve uyarınca, bir Onur Yürüyüşü düzenlemek suç olarak sınıflandırılabilirken, kabahat sayılan bir Onur etkinliğine katılmak 200.000 HUF'a (yaklaşık 500 EUR) kadar para cezasıyla cezalandırılabilmektedir. Bu tedbirler, barışçıl ifadeyi cezai bir fiile dönüştürerek yalnızca bireysel onuru değil, çoğulculuk ve demokratik katılım fikrinin kendisini de aşındırmaktadır.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk bu tedbirleri sert bir dille kınayarak şu ifadeleri kullanmıştır: "Bu yasal değişiklikler son derece endişe vericidir. LGBTQIA+ bireyleri damgalamakta, onlara ayrımcılık yapmakta ve ifade, örgütlenme ve barışçıl toplanma özgürlüğüne ilişkin temel haklarını kısıtlamaktadır. Macaristan'ı bu ve benzeri ayrımcı yasaları yürürlükten kaldırmaya çağırıyorum."

Yeni mevzuat, Macaristan'ın 2020 yılında cinsiyet kimliğinin hukuken tanınmasının yasaklanmasıyla başlayan ve medyada LGBTQIA+ bireylerin aşağılanması ve kuir kimlikleri ulusal değerlerle bağdaşmaz olarak tanımlayan siyasi söylemler vasıtasıyla medyadaki ve eğitimdeki LGBTQIA+ kimliklerine yönelik devlet eliyle sürdürülen sistematik damgalamayla devam eden daha geniş çaptaki gerileme sürecinin son aşamasını işaret etmektedir.

Hukuki açıdan bu eylemler, Macaristan'ın AİHS Madde 11 (toplanma ve örgütlenme özgürlüğü), Madde 10 (ifade özgürlüğü) ve Madde 14 (ayrımcılık yasağı) kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal etmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Baczkowski / Polonya (2007) gibi davalarda, toplanma özgürlüğüne getirilen kısıtlamaların katı meşruiyet, gereklilik ve orantılılık kriterlerini karşılaması gerektiğine ve dolayısıyla ahlaki veya ideolojik anlaşmazlıklara dayanan toptan yasakların bu standartları karşılayamadığına hükmetmiştir.

Birleşik Krallık:

16 Nisan 2025 tarihinde Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi, 2010 tarihli Eşitlik Kanunu (Equality Act 2010) kapsamındaki "cinsiyet" tanımını, doğumda atanan biyolojik cinsiyeti ifade edecek şekilde yeniden yorumlayan tarihi bir karar verdi. Bu karar, toplumsal cinsiyet eleştirmeni "For Women Scotland" grubunun açtığı davanın ardından geldi.

For Women Scotland / İskoç Bakanlar davasından doğan bu karar, Cinsiyet Tanıma Sertifikasına (GRC) sahip olanlar da dahil olmak üzere trans bireylerin; sığınma evleri, hastane koğuşları, tuvaletler ve mesleki gelişim programları gibi tek cinsiyete özel alanlardan ve hizmetlerden hukuka uygun şekilde çıkarılmasına izin vermektedir.

Birleşik Krallık bir zamanlar (özellikle 2004 tarihli Cinsiyet Tanıma Kanunu'nun ardından) trans haklarında küresel bir lider olarak kabul edilirken, bu karar trans bireylerin haklarını kökünden sarsmıştır. Cinsiyet kimliğinin hukuken tanınması kağıt üzerinde hala var olsa da, artık bir zamanlar güvence altında olduğu varsayılan haklara erişimi garanti etmemektedir.

Karar, kamu sektöründeki eşitlik politikalarını ve izleme mekanizmalarını etkilemektedir. Cinsiyet kimliğine dayalı eşitlik politikaları ve izleme mekanizmaları hukuki olarak meşruiyetini yitirmekte, cinsiyete dayalı haklara erişimi artık garanti edememekte; dolayısıyla kapsayıcı işe alım uygulamalarını, cinsiyete duyarlı veri toplama süreçlerini ve toplumsal cinsiyet çeşitliliği programlarına katılımı sekteye uğratmaktadır. Örneğin trans kadınlar; siyasi kotalar, cinsiyete dayalı ücret farkı raporlaması veya çeşitlilik istatistikleri açısından artık kadın olarak sayılmayabilir.

Ayrıca, Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) kurumları ve üniversiteler de dahil olmak üzere kamu tüzel kişilikleri, kapsayıcılık politikalarını cinsiyetin daha katı olan biyolojik tanımıyla uyumlu hale getirmek üzere revize edebilir; bu durum trans kapsayıcılığında yıllardır kat edilen mesafeyi tersine çevirme potansiyeli taşımaktadır.

İnsan hakları perspektifinden bakıldığında bu durum, cinsiyet kimliğinin hukuken tanınmasının pratik etkisini azalttığı için AİHS Madde 8'deki özel hayata saygı hakkı ve özellikle bahsi geçen maddeyle birlikte yorumlandığında AİHS Madde 14'teki ayrımcılık yasağı kapsamında ciddi kaygılar uyandırmaktadır.

Ayrıca AİHM, cinsiyet kimliğinin kişisel özerkliğin temel bir unsuru olduğuna istikrarlı bir şekilde hükmetmiştir. Christine Goodwin / Birleşik Krallık (2002) davasında Mahkeme, etkili bir hukuki tanınma eksikliğinin Madde 8'i ihlal ettiğine karar vermiştir. A.P., Garçon ve Nicot / Fransa (2017) gibi daha sonraki davalarda Mahkeme, Devletin trans bireyler için onur ve hukuki kesinlik sağlama yükümlülüğünü yinelemiştir.

Hukuki Tavsiyeler

  1. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, AİHS Madde 52'yi işleterek hem Macaristan'dan hem de Birleşik Krallık'tan yeni yasalarının Sözleşme haklarıyla, özellikle de 8, 10, 11 ve 14. maddelerle uyumu konusunda açıklama talep etmelidir.
  2. AİHS'ye Taraf Devletler, LGBTQIA+ haklarının sistematik ihlallerine karşı koymak adına Macaristan aleyhine AİHS Madde 33 uyarınca devletlerarası bir başvuru başlatmayı değerlendirmelidir.
  3. Macar sivil toplumu ve siyasi muhalefeti, Macaristan'ın AİHS ve Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı kapsamındaki uluslararası antlaşma yükümlülüklerine dayanarak anayasa değişikliğini Anayasa Mahkemesi önünde dava etmeyi düşünmelidir.

Sonuç

Kuir topluluk uzun zamandır ayrımcılığa ve hedef alınmaya maruz kalmaktadır. Bazı ilerlemeler kaydedilmiş olsa da, nefret söyleminin normalleşmesiyle birlikte aşırı sağ hareketlerin son dönemdeki yükselişi, Avrupa genelinde LGBTQIA+ haklarında ciddi bir gerilemeyi tetiklemiştir. Macaristan ve Birleşik Krallık'taki gelişmeler yalnızca yerel hukuki eksen kaymaları değildir; temel hakların daha geniş, sistematik bir şekilde aşınmasını yansıtmaktadır.

Bu değişiklikler Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin hem sözünü hem de ruhunu ihlal etmektedir. LGBTQI+ bireylerin onurunu, güvenliğini ve eşitliğini korumak için acil hukuki, siyasi ve sivil toplum katılımı şarttır. Harekete geçilmemesi, kimliğin yalnızca sembolik olarak tanındığı, pratikte ise kayda değer bir korumadan yoksun bırakıldığı bir hukuki çerçevenin kemikleşmesi riskini taşımaktadır.

Kaynaklar:

https://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/ATAG/2025/769565/EPRS_ATA(2025)769565_EN.pdf

https://www.amnesty.org/en/latest/news/2025/04/hungary-global-fight-back-begins-as-anti-pride-law-comes-into-effect/

https://www.hks.harvard.edu/centers/carr-ryan/our-work/carr-ryan-commentary/understanding-implications-uk-supreme-courts-ruling

https://politicsuk.com/uk-supreme-court-biological-sex-ruling-2025/

Haberlere geri dön