Sayın Armen Harutyunyan (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Eski Yargıcı) ile İnsan Hakları Diplomasisi Üzerine Eğitim Oturumu

Haber

WEBPAGE COVER TO USE (38)

28 Mayıs’ta ASSEDEL, Ermenistan’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki eski yargıcı ve BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin eski temsilcisi Sayın Armen Harutyunyan’ı, BM ve Avrupa Konseyi sistemi üzerinden İnsan Hakları Diplomasisindeki engin kariyer tecrübelerine dayanan özel bir eğitim oturumu vesilesiyle ofisimizde ağırlamaktan onur duymuştur.

İnsan hakları diplomasisi sistemi iki temel sütuna dayanmaktadır: Saygı ve Teşvik. Bununla birlikte, tartışmaya uluslararası ilişkileri de dâhil ettiğimizde jeopolitik, insan hakları farkındalığını yaymaya yönelik doğru stratejiyi belirlemede kilit bir rol oynamaktadır. Bu nedenle insan hakları diplomasisi sistemi, jeopolitik denge ile olan bağı sebebiyle statik bir araçtan ziyade yaşayan bir enstrüman (living instrument) olarak öne çıkmaktadır.

BM İnsan Hakları Diplomasi Sistemi

Nitekim konu BM olduğunda, BM'nin 3 temel görev üzerine kurulduğunu unutmamak son derece önemlidir. Kurumlar, ister bölgesel ister küresel bir sistemle karşı karşıya olsunlar, bu görevlere uygun olarak işlemek zorundadır. Aksi takdirde değerlerini yitirirler:

– Barış ve güvenlik

– Kalkınma

– İnsan hakları

Her BM departmanı bu görevlerden birini veya birkaçını hayata geçirmektedir. BM bu hedeflere; genellikle Cenevre'de bulunan ve sözleşmelerin hazırlanmasında uzmanlaşmış komiteler oluşturan sözleşme organları, işkence veya çocuk istismarı gibi belirli konulara odaklanarak ülkeleri ziyaret eden özel raportörleri içeren özel prosedürler ve Evrensel Periyodik İnceleme Mekanizması gibi farklı araçlar aracılığıyla ulaşmaktadır.

Bunun yanı sıra, sözleşme organlarını (sözleşmeleri) ve anayasaları günümüzün hukuki geleneklerine ve standartlarına uygun olarak yorumlama rolünü üstlenen ve yaşayan enstrüman kavramını benimseyen uluslararası mahkemeler bulunmaktadır. Dolayısıyla uluslararası mahkemeler, insan hakları çerçevesinin denetim ve denge mekanizmasını (checks and balances) temsil eder.

Teşvik (Yaygınlaştırma)

Farkındalığın ve katılımın teşvik edilmesi, insan hakları diplomasisinin etkinliğini ölçmek açısından kritik öneme sahiptir. Teşvik süreci üç ana temel üzerine kuruludur: İlk olarak, söz konusu ülke hakkında bilgi sahibi olmak elzemdir; ülkenin tarihi, kültürü ve dini inançları, insan haklarına ilişkin algılarını anlamak açısından hayati taşır. İkinci olarak, ulusal siyasi eğilimlerin yanı sıra jeopolitik trendleri bilmek de önemlidir. Son olarak, BM'nin insan hakları savunuculuğuna ayırdığı kısıtlı bütçeyi en iyi şekilde yönetebilmek için müzakere becerilerine sahip olmak şarttır. Ayrıca Sayın Harutyunyan, BM Orta Asya Bölge Ofisi Temsilcisi olarak Kırgızistan'da görev yaptığı döneme atıfta bulunarak, diplomasi çerçevesinde farklı insan hakları anlayışlarıyla mücadele ederken herkesi ikna edemeyeceğimizi, bu nedenle her defasında tek bir adımı kabullenmemiz gerektiğini vurgulamıştır. Dolayısıyla İnsan Hakları Diplomasisinde, durağan bir durum yerine yavaş da olsa dinamik bir geçiş süreci son derece kıymetli görülmektedir.

Sonuç olarak ASSEDEL, sözleri günümüzde yaşanan demokratik gerilemeye ilişkin görüşlerimizi de yansıtan Sayın Armen Harutyunyan'dan bir alıntı ile tamamlamak istemektedir: “Bugün kalkınma ve ulusal güvenlik adına insan haklarının geliştirilmesini engelleyen bazı ülkeler var. Bu çelişkili bir durumdur; çünkü insan hakları olmadan kalkınma olamaz.”

Haberlere geri dön