Türkçe Çeviri AB Geri Dönüş Yönetmeliğinin İnsan Hakları Üzerindeki Etkisi: Avrupa Parlamentosu Üyesi Murielle Laurent ile Bir Söyleşi

Haber

Horizontal Cover Pages (YouTube & Website) (91)

ASSEDEL'in röportaj serisinin 18. bölümünde, Avrupa Parlamentosu Üyesi Murielle Laurent, önerilen AB Geri Dönüş Yönetmeliğini ve bunun göçmenlerin hakları, gözaltı politikaları ve savunmasız kişilerin korunması açısından olası sonuçlarını ele alıyor.

Röportaj boyunca Laurent, Avrupa Birliği genelinde göçün giderek güvenlik temelli ve cezalandırıcı bir yaklaşımla ele alındığını savunuyor. Ona göre, yönetmelik etrafındaki siyasi tartışmalar, göçü suç saymaya ve göçmenleri bir güvensizlik kaynağı olarak göstermeye yönelik daha geniş bir eğilimi ortaya koyuyor.

Göçün siyasi amaçlarla araçsallaştırılması

Laurent, özellikle sağ ve aşırı sağ siyasi güçler tarafından güvenlik endişelerinin, giderek daha kısıtlayıcı göç tedbirlerini meşrulaştırmak amacıyla kullanıldığını düşünüyor. Ayrıca bu yaklaşımın tek bir siyasi grupla veya ülkeyle sınırlı olmadığını belirterek, birçok Avrupa hükümetinde göç politikalarının giderek sertleştiğine dikkat çekiyor.

Laurent'e göre göç, daha geniş toplumsal ve siyasi sorunların sorumlusu olarak gösterilen ilk konulardan biri hâline geldi. Ancak göçün azaltılmasının Avrupa toplumlarının karşı karşıya olduğu sorunları otomatik olarak çözeceği fikrini reddediyor.

Alternatif bir yaklaşım örneği olarak İspanya'daki düzenlileştirme girişimlerine atıfta bulunuyor. Kendisine göre bu tür tedbirler, hâlihazırda ülkede yaşayan insanları kapsıyor ve yeni gelişleri teşvik etmek yerine, bu kişilere daha açık bir hukuki statü sağlamayı amaçlıyor.

Göçmenlerin haklarına yönelik benzeri görülmemiş kısıtlamalar

Laurent, tartışılan bazı hükümlerin sertlikleri bakımından benzeri görülmemiş nitelikte olduğunu belirtiyor. Bunlar arasında gözaltı sürelerinin 24 aya kadar uzatılması ve refakatsiz çocukların ve çocuklu ailelerin gözaltına alınabilmesi ihtimali de bulunuyor.

Öneriyi önceki politikalara basit bir dönüş olarak görmek yerine, bunun yeni ve çok daha sert bir çerçeve getirdiğini savunuyor. Ona göre bu tedbirler, insan haklarının kişinin göçmenlik statüsünden bağımsız olarak evrensel biçimde uygulanması gerektiği ilkesini zayıflatma riski taşıyor.

Ayrıca daha katı kuralların insanların Avrupa'ya ulaşmaya çalışmasını engelleyeceği varsayımını da sorguluyor. İnsanların ülkelerini çok farklı nedenlerle terk ettiğini belirtiyor; bunlar arasında siyasi zulüm, silahlı çatışmalar, güvensizlik ve iklim değişikliğinin giderek artan sonuçları yer alıyor.

Dolayısıyla daha kısıtlayıcı politikaların göçün nedenlerini ortadan kaldırması pek olası değil. Bunun yerine Laurent, bu politikaların insanları daha tehlikeli güzergâhlara yöneltebileceği ve yolculukları sırasında karşılaştıkları riskleri artırabileceği konusunda uyarıyor.

Çocukların ve ailelerin gözaltına alınması

Röportajın önemli bir bölümü çocuklara, refakatsiz küçüklere ve ailelere yönelik uygulamalara odaklanıyor. Yönetmeliğin bu gruplar için yeterli koruma sağlayıp sağlamadığı sorulduğunda Laurent, gözaltının bir koruma biçimi olarak değerlendirilemeyeceğini ifade ediyor. “Aileleri ve çocukları gözaltına alarak koruyamazsınız,” diyor. Bunun yerine, bireysel koşullara ve insan onuruna saygı gösteren; destek, refakat ve geri dönüş prosedürlerine dayalı politikalar çağrısında bulunuyor.

Laurent ayrıca göç yönetiminde gözaltının standart bir araç olarak daha geniş biçimde kullanılmasından duyduğu endişeyi dile getiriyor. Gözaltı önceki hukuki çerçevede de mevcut olsa da, süresinin önerilen şekilde uzatılmasının kendi görüşüne göre önemli bir sertleşmeyi temsil ettiğini belirtiyor.

Ayrıca bunun etkinliğini de sorguluyor; daha uzun gözaltı sürelerinin mutlaka daha başarılı geri dönüşlerle sonuçlanmadığını ve uygulamada geri dönüş prosedürlerini daha da zorlaştırabileceğini savunuyor.

Siyasi ve etik bir tartışma

Röportaj, yönetmeliğe verilen desteğin geleneksel sağ-sol siyasi ayrımlardan ziyade pragmatizme dayandığı yönündeki iddiaların ele alınmasıyla sona eriyor. Laurent bu yorumu reddediyor. Gözaltı, çocuk hakları ve insan onuruyla ilgili kararların kaçınılmaz olarak siyasi değerleri ve öncelikleri yansıttığını savunuyor.

Onun bakış açısına göre, bu kadar kısıtlayıcı ve potansiyel olarak zararlı tedbirler içeren bir yönetmelik, ideoloji ve siyasi hassasiyet meselelerinden ayrı düşünülemez. Hümanist değerlere bağlı siyasi grupların, onur ve temel hakları merkezine koymayan bir öneriyi desteklememesi gerektiğini savunuyor.

Bu söyleşi, güvenlik odaklı göç politikaları ile Avrupa Birliği'nin temel haklara olan bağlılığı arasındaki giderek artan gerilimi ortaya koyuyor. Aynı zamanda daha katı gözaltı ve geri dönüş tedbirlerinin, göçmenlerin, çocukların ve ailelerin haklarını zayıflatmadan etkili çözümler sağlayıp sağlayamayacağı konusunda daha geniş soruları gündeme getiriyor.

Röportajın tamamını YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz.

Haberlere geri dön