Avrupa Konseyi ve Demokrasinin Korunması: Yerel ve Bölgesel Seçimlerdeki Koruma Açığının Tehlikeleri Üzerine Stewart Dickson ile Bir Söyleşi

Haber

Horizontal Cover Pages (YouTube & Website) (50)

Avrupa, demokratik standartlarıyla gurur duyuyor. Ancak demokrasinin çoğu vatandaş için başladığı tam da yerlerde — kasabalarda, şehirlerde ve bölgelerde — önemli bir koruma katmanı eksik. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi özgür seçimleri güvence altına alıyor, ancak bu güvence yalnızca ulusal parlamentolar için geçerli. Yerel ve birçok bölgesel seçim ise Sözleşme’nin kapsamı dışında kalıyor. Bu durum, son dönemde giderek daha sık karşılaştığımız seçimlere müdahale veya yolsuzluk vakalarının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından ele alınamaması anlamına geliyor ve demokratik dayanıklılığımızda önemli bir boşluk yaratıyor.

Yıllarca bu boşluk teknik bir ayrıntı olarak değerlendirildi. Bugün ise yapısal bir kırılganlığa dönüşüyor. Siyasi kutuplaşma, dezenformasyon ve yabancı müdahalelerin damgasını vurduğu bir dönemde şu soru giderek kaçınılmaz hale geliyor: Avrupa, demokrasiyi en fazla tehdit altında olduğu yerde korumak için yeterince çaba gösteriyor mu?

Deneyimli bir isim alarm veriyor

Avrupa’nın demokratik yapısını Stewart Dickson kadar yakından gözlemleyen çok az kişi vardır. Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nin uzun süredir üyesi olan Dickson, özgür yerel ve bölgesel seçimler konusunda raportör olarak görev yapıyor. Çalışmaları onu kıta genelinde seçim komisyonlarına, belediye meclislerine ve siyasi açıdan gergin ortamlara götürüyor.

Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nin 50. oturumu sırasında ASSEDEL olarak, yerel seçimlerin korunmasına ilişkin raporu hakkında kendisiyle daha ayrıntılı konuşma fırsatı bulduk. Dickson, bu koruma boşluğunun neden önemli olduğunu açıkladı.

Araştırmalar, AB’de yerel ve bölgesel kurumlara duyulan güvenin ulusal kurumlara duyulan güvenden daha yüksek olduğunu gösteriyor. Ancak bu güven giderek baskı altında: “Yerel ve bölgesel seçimleri yozlaştırmak isteyen kötü niyetli aktörler, kuruluşlar veya kişiler olduğunda bu güven aşınıyor.” Dickson’a göre sonuç açık: Yerel ve bölgesel seçimler, parlamento seçimleriyle aynı insan hakları koruması altına alınmalı.

Yerel seçimler neden bir cephe hattına dönüştü?

Kongre’nin son dönemde gerçekleştirdiği gözlem misyonları, yerel seçimlerin artık daha geniş kapsamlı demokratik tehditlerden yalıtılmış olmadığını gösteriyor. Manipüle edilmiş seçmen listeleri, siyasi olarak etkilenmiş seçim yönetimleri, kamu kaynaklarının kötüye kullanılması ve adaylar üzerindeki baskılar giderek daha yaygın hale geliyor. Dickson bu değişimi doğruluyor: “Yerel ve bölgesel seçimler, demokrasiye yönelik tehditlerin tam anlamıyla ön cephelerinde yer alıyor.”

Bu durumun en önemli nedenlerinden biri bilgi ortamının dönüşümü. Dickson, “Özellikle sosyal medya söz konusu olduğunda, ki sosyal medya oldukça yerel bir niteliğe sahip,” diye açıklıyor. Geçmişte insanlar yerel gazetelere veya basılı materyallere güveniyordu. Bugün ise etki her yerden gelebiliyor. “Seçimin yapıldığı eyaletin veya bölgenin dışından bile kötü niyetli sosyal medya aktörleriyle karşılaşabiliyorsunuz.” Bunun seçmenler üzerindeki etkisi son derece güçlü olabilir: “Sosyal medyada bir şeye bir kez ilgi gösterdiğinizde, algoritmalar bunun üzerine inşa etmeye devam ediyor.”

Bu örnek, yerel seçimlerin neden özellikle savunmasız olduğunu ve Avrupa düzeyinde hukuki korumanın bulunmamasının neden bu kadar endişe verici olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Gürcistan: Avrupa’nın görmezden gelemeyeceği bir uyarı

Somut bir örnek vermesi istendiğinde Dickson hiç tereddüt etmiyor. “Örneğin Gürcistan’daki durum çok zor,” diyor. Kongre’nin 2025 yılında Gürcistan’a gerçekleştirdiği bilgi toplama ziyareti, demokratik koşullarda hızlı bir kötüleşme yaşandığını ortaya koydu. Dickson temel sorunu şöyle özetliyor: “Hükümet seçim yasasında çok sayıda değişiklik yaptı ve bunların hiçbiri uluslararası düzeyde değerlendirilmedi.”

Venedik Komisyonu da dahil olmak üzere uluslararası kuruluşlar endişelerini dile getirdi. “Bizim gibi kuruluşlar veya Venedik Komisyonu, bu değişikliklerin yapılma biçiminin açıkça seçim sürecini yozlaştıracak nitelikte olduğunu söylüyor.” Bunun sonuçları da gözle görülür durumda: “Tutuklamalar gördünüz, insanların gözaltına alındığını gördünüz, belediye başkanlarının hapse atıldığını gördünüz.”

Dickson’a göre Gürcistan, yerel demokrasiyi zayıflatan güçlerin ne kadar etkili olabileceğini ve daha güçlü koruma mekanizmalarına ne kadar acil ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. “Eğer yerel ve bölgesel seçimler de parlamento seçimleriyle aynı şekilde insan hakları korumasına sahip olsaydı, bunun ilerleyen dönemde demokrasinin güçlendirilmesine yardımcı olacağını düşünüyorum.”

Elbette, Türkçe çevirisi şöyle:

Yeni Demokratik Pakt: Güçlü bir sinyal, ancak henüz bir kalkan değil

Yeni Demokratik Pakt: Güçlü bir sinyal, ancak henüz bir kalkan değil

Avrupa Konseyi’nin Yeni Demokratik Paktı, yönetimin her düzeyinde demokratik güvenceleri güçlendirmeyi amaçlıyor. Dickson bunu önemli bir adım olarak değerlendiriyor. “Yeni Demokratik Pakt, seçim süreçlerinde kötü niyetli etkilerin giderek artan varlığına tanık olduğumuza dair çok güçlü bir mesaj veriyor.”

Dickson, seçimlerin bütünlüğünün nasıl zayıflatılabileceğine örnek olarak Sırbistan’daki son gelişmelere işaret ediyor: “Yüzlerce, hatta belki de binlerce sahte seçim gözlemcisi görevlendirilmişti. Bunların amacı gerçekten seçimleri gözlemlemek değil, oy kullanacak insanları sindirmekti.”

Gerçek gözlemciler de bu durumdan etkilendi: “Kendi bağımsız gözlemcilerimizden bazıları seçimleri gözlemlerken kendilerini son derece rahatsız hissettiler.” Pakt bu tehditleri kabul ediyor, ancak yerel seçimlerdeki koruma açığını henüz kapatmıyor.

Yerel demokrasiyi güçlendirme çağrısı

Koruma açığına ilişkin tartışma artık yalnızca hukuk uzmanlarına bırakılabilecek teknik bir mesele olmaktan çıkmış durumda; Avrupa’nın demokratik güvenilirliği açısından belirleyici bir sınamaya dönüşüyor. Yerel ve bölgesel seçimler, demokratik güvenin inşa edildiği, siyasi katılımın başladığı ve müdahalelerin uzun vadede en derin zarara yol açabileceği alanlardır. Stewart Dickson’ın uyarılarının da açıkça ortaya koyduğu üzere, Avrupa bu yönetim düzeyini ikincil bir alan olarak görmeyi göze alamaz.

Yeni Demokratik Pakt, Avrupa Konseyi’nin karşı karşıya olunan sorunun boyutunu kabul ettiğini gösteriyor. Ancak yalnızca bu konuda mesaj vermek, koruma açığını kapatmaya yetmeyecek. Yerel ve bölgesel seçimlerin ulusal seçimlerle aynı insan hakları güvenceleri kapsamına alınması yalnızca hukuki korumaları güçlendirmekle kalmaz; aynı zamanda basit ama temel bir demokratik ilkeyi yeniden teyit eder: Nerede kullanılırsa kullanılsın, her oy eşit düzeyde korunmayı hak eder.

Avrupa, dezenformasyonun, dış müdahalenin ve demokratik kurumlara duyulan güvenin aşındığı bir dönemde dayanıklılığını korumak istiyorsa, demokrasiyi insanların her gün deneyimlediği yerde güçlendirmelidir. Yerel seçimlerin korunması artık dar kapsamlı bir mesele değildir; demokratik güvenliğin temel taşlarından biridir. Şimdi asıl soru, Avrupa’nın içinde bulunduğumuz dönemin gerektirdiği aciliyetle harekete geçip geçmeyeceğidir.

Röportajın tamamına YouTube kanalımızdan ulaşabilirsiniz.

Sources

Dickson, S. (2026): Free Elections at Local and Regional Levels. A Fundamental Right to Strengthen Grassroots Democracy, https://search.coe.int/cm#{%22CoEIdentifier%22:[%2209125948802afc3c%22],%22sort%22:[%22CoEValidationDate%20Descending%22]

Dickson, S. (2026): Report on the fact-finding visit to Georgia (24-25 September 2025), https://search.coe.int/cm#{%22CoEIdentifier%22:[%2209125948802b27b6%22],%22sort%22:[%22CoEValidationDate%20Descending%22]

Groupe d’études géopolitiques (2022): The Scale of Trust: Local, Regional, National and European Politics in Perspective, https://geopolitique.eu/en/2022/07/13/the-scale-of-trust-local-regional-national-and-european-politics-in-perspective/

Haberlere geri dön