AB’de Koruma ve Mahremiyet Arasında Denge

Görüş sunumu

Horizontal Cover Pages (YouTube & Website) (5)

Avrupa Birliği’nin önerdiği Çocukların Cinsel İstismarına İlişkin Tüzük (Child Sexual Abuse Regulation – CSAR), yaygın olarak “Chat Control” (Sohbet Kontrolü) olarak adlandırılan, çevrim içi çocuk cinsel istismarına ilişkin materyallerin (Child Sexual Abuse Material – CSAM) ve çevrim içi “grooming”in (çocukların cinsel istismara yönelik manipülasyonu ve kandırılması) hızla artışını ele almayı amaçlayan bir yasama girişimidir.

Avrupa Komisyonu tarafından Mayıs 2022’de sunulan teklif, AB’nin 2020 tarihli Çocukların Cinsel İstismarına Karşı Daha Etkili Mücadele Stratejisi üzerine inşa edilmekte ve AB genelinde çevrim içi hizmet sağlayıcılarının yükümlülüklerini uyumlaştırmayı amaçlamaktadır.

Bu yükümlülükler arasında risk değerlendirmeleri, risk azaltma tedbirleri, CSAM’ın tespit edilmesi, yetkili makamlara bildirimde bulunulması ve mağdurlara destek sağlanması yer almaktadır. Bu çalışmaların yeni oluşturulan bir AB Merkezi aracılığıyla koordine edilmesi öngörülmektedir.

Teklifin karşı karşıya olduğu temel zorluklardan biri uçtan uca şifreleme (E2EE) konusudur. Şifreleme, kullanıcıların mahremiyetini ve veri güvenliğini korurken, platformların yasa dışı içerikleri tespit etme kapasitesini de sınırlandırmaktadır.

Komisyonun ilk teklifinde bu gerilimin, yetkililere özel iletişimlerin zorunlu olarak taranmasını emretme yetkisi verilerek çözülmesi öngörülüyordu. Buna, şifrelenmiş mesajların istemci tarafında taranması (client-side scanning) da dahildi.

Bu yaklaşım, mahremiyet savunucuları, teknoloji uzmanları ve bazı AB üye devletleri tarafından yoğun biçimde eleştirildi. Eleştirmenler, bu yöntemin şifrelemeyi zayıflatacağı, temel hakları ihlal edeceği ve kişisel cihazları gözetim araçlarına dönüştüreceği konusunda uyarıda bulundu.

2022 ile 2025 yılları arasında teklif önemli ölçüde revize edildi. Özellikle Avrupa Parlamentosu ve Konsey içerisindeki siyasi muhalefet, zorunlu tarama emirlerinin tekliften çıkarılmasına yol açtı.

Kasım 2025’te Konsey, zorunlu tespit uygulamasından vazgeçen revize edilmiş bir metin üzerinde anlaşmaya vardı. Bunun yerine mevcut taslak, üç kademeli bir risk sınıflandırma sistemiyle (düşük, orta ve yüksek risk) desteklenen, “gönüllü” CSAM taraması için kalıcı bir çerçeve oluşturuyor.

Yüksek riskli hizmetlerin “risk azaltma tedbirleri” uygulaması gerekecek ve tarama, bu tedbirlerden biri olarak değerlendirilebilecek. Gönüllü olarak tarama yapan hizmet sağlayıcıları ise hukuki kesinlik, mali destek ve daha elverişli bir risk sınıflandırmasından yararlanabilecek.

Resmî zorunlulukların kaldırılmış olmasına rağmen eleştirmenler, sistemin iletişimlerin taranması yönünde güçlü bir dolaylı baskı oluşturduğunu savunuyor.

Platformlar, yüksek riskli olarak sınıflandırılmaktan, düzenleyici denetimlerden, para cezalarından veya itibar kaybından kaçınmak amacıyla taramaya katılmak zorunda hissedebilir. Bu nedenle “gönüllü” tarama uygulaması pratikte zorunlu bir uygulama gibi işleyebilir.

Tüzük ayrıca ePrivacy Direktifi’ne kalıcı bir istisna getirmekte ve daha önce geçici olarak öngörülmüş olan istisnayı kalıcı hâle getirmektedir.

Bunun yanı sıra başka tartışmalı unsurlar da varlığını sürdürmektedir. Özel iletişimlerin potansiyel olarak toplu şekilde taranması, otomatik tespit sistemlerinde yanlış pozitif sonuçlar ve algoritmik önyargılar konusunda endişelere yol açmaktadır.

Ayrıca, anonimliği zayıflatabilecek ve potansiyel olarak GDPR’ın veri minimizasyonu ilkesiyle çelişebilecek yaş ve kimlik doğrulama gereklilikleri yeniden gündeme getirilmektedir.

Eleştirmenler, bu tedbirlerin savunmasız grupları orantısız biçimde etkileyebileceği, dijital hizmetlere duyulan güveni zayıflatabileceği ve kitlesel gözetimin normalleşmesine yol açabileceği konusunda uyarıyor.

Aralık 2025 itibarıyla tüzük üçlü müzakereler (trilog) aşamasındadır ve nihai bir anlaşmaya 2026 yılında ulaşılması beklenmektedir.

AB’nin çocukların korunmasına yönelik kararlılığı geniş ölçüde desteklenmekle birlikte, önemli hukuki, etik ve teknik kaygılar varlığını sürdürmektedir.

Temel tartışma ise hâlâ çözüme kavuşmuş değildir:

Çevrim içi çocuk cinsel istismarı, mahremiyet ve temel haklar zedelenmeden nasıl etkili bir şekilde önlenebilir ve mücadele edilebilir?

Daha fazla bilgi edinmek ve raporun tamamına ulaşmak için buradaki bağlantıya  tıklayabilirsiniz.

Haberlere geri dön