Avrupa’da Yargı Bağımsızlığı: Demokratik Gerileme Ortamında Demokrasinin Temel Taşlarından Birini Korumak

HaberEtkinliklerYuvarlak masa toplantıları

assedel (4)

Etkinliğin video özeti

17 Şubat 2025 Pazartesi günü ASSEDEL, Avrupa genelinde yargı bağımsızlığının durumu üzerine önemli bir konferansa Sciences Po Strasbourg’da ev sahipliği yaptı. Konferansta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi eski yargıcı Ledi Bianku, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının infazından sorumlu departmanın eski başkanı Fredrik Sundberg, Macaristan Helsinki Komitesi Eş Başkanı Dr. Kadar Andras Kristof, Polonya Bilimler Akademisi Hukuk Çalışmaları Enstitüsü’nden Profesör Ireneusz C. Kaminski, UCL İnsan Hakları Enstitüsü Eş Direktörü Prof. Veronika Fikfak ve Metiri Consult’ta uluslararası danışman Dr. Jesper Wittrup gibi seçkin konuklar yer aldı. Hukuk, ekonomi ve insan hakları alanlarında önde gelen uzmanlar, Avrupa’da yargı bağımsızlığının durumunu tartışmak üzere bir araya geldi. Tartışmalar iki önemli vaka çalışmasına, Yalçınkaya/Türkiye ve Baka/Macaristan davalarına odaklandı.

Yakın zamanda düzenlenen bu üst düzey konferans, bölgede demokratik gerilemeye ilişkin artan endişelerin ortasında, Avrupa’nın bazı bölgelerinde yargı bağımsızlığının karşı karşıya olduğu acil sorunlara önemli bir ışık tuttu. Yalçınkaya/Türkiye ve Baka/Macaristan davaları olmak üzere iki önemli vaka çalışması, hukukun üstünlüğüne yönelik devam eden tehditleri ve sağlıklı bir demokrasinin bu temel sütununu korumak için ortak hareket etmenin acil gerekliliğini ortaya koydu.

Yalçınkaya davası, Türkiye’de terörle mücadele yasalarının yaygın ve sistematik biçimde kötüye kullanılmasını ortaya koymuş ve 100.000’den fazla kişinin keyfi olarak gözaltına alınmasına yol açmıştır. Bu endişe verici eğilim, ülkede yaşanan demokratik gerilemenin bir göstergesidir. “Kazanan her şeyi alır” anlayışının yerleşmesi, toplumun tüm kesimlerinin hukukun üstünlüğü kapsamında korunmasını zayıflatmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararında yasallık ilkesinin ciddi şekilde ihlal edildiğini tespit etmiş ve ceza hukukunun uygulanmasında öngörülebilirlik ile usul güvencelerinin önemini vurgulamıştır. Bu dava, hukukun seçici ve siyasallaştırılmış biçimde uygulanmasının bağımsız yargının temellerini nasıl aşındırabileceğini açıkça göstermektedir.

Baka/Macaristan davasında AİHM, Macar hükümetinin yargının ifade özgürlüğünü kısıtlama girişimlerine karşı güçlü bir tutum ortaya koymuştur. Bu girişimler, iktidarı merkezileştirmeye ve denge ve denetleme mekanizmalarını ortadan kaldırmaya yönelik daha geniş kapsamlı çabaların bir parçasıydı. Mahkeme, hükümetin, Macaristan Ulusal Yargı Konseyi Başkanı olarak görev yapmış deneyimli ve açık sözlü yargıç András Baka’yı görevden almak için anayasal değişiklikleri kullandığını tespit etti. Baka’nın görevden alınması ve yerine daha kolay yönlendirilebilecek kişilerin atanmasıyla Macar makamları, yargıçların yargı bağımsızlığına yönelik tehditler konusunda kamuoyuna açık biçimde görüş bildirme imkanını fiilen ortadan kaldırdı. AİHM’nin kararı, yargıçların yargıyı etkileyen yasal reformlar hakkındaki kamuoyu tartışmalarına katılabilmeleri gerektiğini teyit etti; çünkü bu yalnızca onların hakkı değil, aynı zamanda demokratik gerileme karşısında görevleridir.

Konferanstaki uzmanlar, kontrol altına alınmadığı takdirde belirli hükümetlerin yargı bağımsızlığını zayıflatmak için kullandıkları aşındırıcı uygulamaların diğer ülkelere de yayılabileceği konusunda “bulaşma etkisi” uyarısında bulundu. Uzmanlar, toplumsal güvenin oluşturulmasında yargı bağımsızlığının kritik rolünü vurguladı. Toplumsal güven, orta ölçekli şirketlerin başarısı ve bir ülkenin genel ekonomik kalkınması açısından önemli bir faktördür. Güçlü ampirik kanıtlara atıfta bulunan uzmanlar, yargı bağımsızlığını da kapsayan hukukun üstünlüğü ile ekonomik büyüme arasındaki güçlü bağlantıya dikkat çekerek demokratik gerilemeye karşı mücadelenin ne kadar önemli olduğunu ortaya koydu.

Yargı bağımsızlığının korunması, Avrupa’nın bazı bölgelerinde acil bir öncelik olmaya devam etmektedir. Zira demokrasinin bu temel taşının aşınması, Avrupa projesinin bizzat temellerini tehdit etmektedir. Hukukun üstünlüğünün savunucuları olarak, sağlıklı bir demokrasinin bu temel sütununu dikkatle savunmaya devam etmeliyiz. Yalnızca yargının bağımsızlığını korumaya yönelik kararlı bir bağlılık sayesinde Avrupa kurumlarımızın süreklilik arz eden refah ve istikrarını güvence altına alabilir ve tüm vatandaşların hak ve özgürlüklerini koruyabiliriz.

Konferans, demokratik gerilemenin Avrupa’daki endişe verici yükselişi karşısında bazı Avrupa ülkelerinde yargı bağımsızlığının aşınmasına yönelik yenilenen bir dikkat ve ortak eylem gerekliliğinin altını çizerek güçlü bir çağrı niteliğinde oldu. Yalçınkaya ve Baka davalarından çıkarılacak derslerden yararlanarak ve bağımsız yargının hem demokratik yönetim hem de ekonomik kalkınma açısından taşıdığı kritik önemi güçlendirerek, yargı sistemlerimizin dayanıklılığını artırmak ve Avrupa projesinin temelini oluşturan değerleri korumak için çalışabiliriz.

András Kádár tarafından sunulan Judicial independence and freedom of judicial expression in illiberal systems – the Hungarian example başlıklı materyalin içeriğini okumak için buraya tıklayın.

Jesper Wittrup tarafından sunulan Judicial Independence and Economic Growth, Games, History and Empirical Evidence konusundaki sunumu okumak için buraya tıklayın.

17 Şubat 2025 tarihinde Strasbourg’da düzenlenen The Importance of Judicial Independence in Europe in the Light of Two Case Studies: Yalcinkaya v. Türkiye and Baka v. Hungary başlıklı konferansın tam metin dökümünü okumak için buraya tıklayın.

▶ YouTube

Canlı Yayın Tekrarı

← Haberlere geri dön