
Ortadoğu’daki kriz devam ederken, Avrupa Birliği’nin barış, adalet ve insan haklarını savunmadaki rolü hiç olmadığı kadar mercek altında. Derneğimiz, özel bir röportaj kapsamında, Sosyalistler ve Demokratlar (S&D) Grubu’nu temsilen Avrupa Parlamentosu Üyesi (MEP) Chloé Ridel ile bir araya gelerek AB’nin devam eden çatışmadaki sorumluluğunu ele aldı.
Avrupa Parlamentosu’nda, AB’nin Gazze’nin yeniden inşasındaki rolü ve İsrail’in uluslararası hukuk kapsamında hesap verebilirliği konusunda yapılacak kritik bir güncel konular tartışması öncesinde, MEP Ridel grubunun acil taleplerini ve bölgede sürdürülebilir bir gelecek için vizyonunu anlattı.
Avrupa Parlamentosu’nda Acil Bir Tartışma İhtiyacı
S&D Grubu, Filistin halkının devam eden acılarına dikkat çekmek amacıyla güncel konulara ilişkin bu tartışmanın yapılmasını talep etti. MEP Ridel’e göre, “sözde ateşkes”ten bahsedilmesine rağmen Filistinliler hâlâ her gün öldürülüyor ve gıda ile su gibi temel ihtiyaçlardan mahrum bırakılıyor.
Ridel, “AB’nin Filistinlilerin çektiği acıları sona erdirmek ve bunun durmasını sağlamak için hâlâ harekete geçmediğini düşünüyoruz,” ifadelerini kullanarak, tartışmanın temel amacının Avrupa Birliği’ni nihayet İsrail’i işlediği suçlardan dolayı hesap vermeye zorlamaya teşvik etmek olduğunu vurguladı.
Gazze İçin Filistinlilerin Öncülüğünde Bir Yeniden İnşa Planı
Gazze’nin gelecekteki yeniden inşasında AB’nin rolü sorulduğunda Ridel, Avrupa Birliği’nin tarihsel sorumluluğuna ve hâlihazırda hem Filistin Yönetimi’nin hem de UNRWA’nın başlıca finansörlerinden biri olmasına dikkat çekti.
Ridel, AB tarafından finanse edilecek bir Gazze yeniden inşa fonunun oluşturulmasını özel ve somut bir adım olarak önerdi. Ancak Ridel, bu yapının mutlaka Filistin halkına ait olması ve Filistinliler tarafından yönetilmesi gerektiğini özellikle vurguladı.
Donald Trump tarafından önerilen “barış kurulu” gibi alternatifleri açıkça reddeden Ridel, bu tür dış müdahaleye dayalı kontrol mekanizmalarının Filistinlileri siyasi güçlerinden mahrum bıraktığını ve sömürgeciliğin devamı niteliğinde olduğunu savundu.
AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın Askıya Alınması
Avrupa Parlamentosu Üyesi (AP Üyesi) Chloé Ridel’in siyasi yaklaşımının temel unsurlarından biri, İsrail hükümetine karşı somut diplomatik ve ekonomik adımlar atılması talebidir. Ridel, atılması gereken bazı adımları şöyle sıraladı:
Ticari ilişkilerin askıya alınması: AB, AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nı askıya almalıdır.
İnsan haklarının uygulanması: Bu anlaşma, İsrail’in uzun süredir uymadığı bir insan hakları hükmü içermektedir.
Yaptırım uygulanması: İsrail hükümetine karşı Avrupa düzeyinde yaptırım uygulanmasına güçlü bir ihtiyaç vardır.
Yerleşimci şiddetinin durdurulması: AB, Batı Şeria’da yerleşimciler tarafından Filistinlilere yönelik gerçekleştirilen öldürme eylemlerinin ve terör eylemlerinin sona erdirilmesini talep etmelidir.
Hayati önem taşıyan ticari ilişkileri kapsayan Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınması, İsrail hükümeti üzerinde önemli bir baskı oluşturacaktır. Ridel, bu baskının, nehirden denize uzanan bir “Büyük İsrail” gerçekleştirme projesine karşı koymak açısından gerekli olduğunu belirtti. Ona göre bu proje, gelecekte bir Filistin devletinin kurulması ihtimalini ortadan kaldırma tehdidi taşımaktadır.
Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni (UCM) Savunmak
Uluslararası hukuk kapsamında hesap verebilirlik, en önemli konulardan biri olmaya devam ediyor. MEP Ridel, Gazze’deki soykırımdan sorumlu olan kişilerin, İsrail hükümetinde veya ordusunda görev yapıyor olmalarından bağımsız olarak, Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) önünde hesap vermeleri gerektiğini belirtti.
UCM’nin Benjamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarma kararının ardından Donald Trump, mahkemeye yaptırım uygulamakla tehdit etti. Ridel, AB’nin UCM’yi ve hâkimlerini koruma konusundaki eylemsizliğini eleştirdi.
Ridel, ABD yaptırımlarının etkilerini engellemek amacıyla tasarlanmış hukuki bir mekanizma olan “engelleme mevzuatının” (blocking statute) UCM’yi savunmak için AB tarafından devreye sokulmasını talep etti.
“Adalet olmadan barış da olmaz,” diyerek sözlerini tamamladı.
Vatandaşların Gücü: “Filistin İçin Adalet” Avrupa Vatandaş Girişimi (ECI)
Avrupa Birliği’ni harekete geçirmek, çoğu zaman üye devletlerin oybirliğiyle karar almasını gerektiren karmaşık bir süreçtir. Bazı üye devletlerin İsrail’e karşı adım atılmasına karşı çıkması, AB’yi bölünmüş bir durumda bırakmakta ve temel değerlerinden vazgeçiyormuş gibi görünmesine neden olmaktadır.
Ancak Ridel, halktan gelen baskıda umut görüyor. AB-İsrail anlaşmasının askıya alınmasını talep eden “Filistin İçin Adalet” Avrupa Vatandaş Girişimi (ECI) 1,2 milyondan fazla imza topladı. Ridel, bu düzeydeki toplumsal seferberliğin, siyasi çıkmazlar nedeniyle aksi takdirde ertelenebilecek kararlı adımları Avrupa hükümetlerine attırmak açısından büyük önem taşıdığına inanıyor.
İki Devletli Çözüm İçin Tarihsel Ayrılıkların Aşılması
AB’nin yavaş tepki vermesine değinen MEP Ridel, İkinci Dünya Savaşı’nın ve Yahudilere yönelik soykırımın Avrupa üzerindeki ağır tarihsel etkisini kabul etti. Avrupa’nın bazı kesimleri için bu tarihsel hafızanın, İsrail’in işlediği suçlara tanık olurken tamamen objektif kalmayı zorlaştırdığını açıkladı.
Bu engellere rağmen Ridel, Avrupa’nın insan hakları ve uluslararası hukuk konusundaki değerlerine sadık kalması gerektiğinde ısrar ediyor. Geleceğe baktığında ise barışın mevcut liderlikle inşa edilebileceği fikrini kesin bir dille reddediyor. “Filistinliler ve İsrailliler için geleceği Netanyahu ya da Hamas ile birlikte inşa etmeyeceğiz,” dedi.
Bunun yerine odak noktası, adalet temelinde barış inşa etmeye kararlı yeni nesil İsrailli ve Filistinli liderlerin yetişmesini desteklemek olmalı. Ridel, iki devletli çözümün güçlü bir savunucusu olmaya devam ediyor ve her iki halkın da bölgede eşit haklara, eşit güvenliğe ve onurlu bir yaşama sahip olarak yan yana yaşayacağı bir gelecek tasavvur ediyor.
“Bu mümkün,” diyerek sözlerini tamamlayan Ridel, “ancak bunu mümkün kılmak için AB’nin harekete geçmesine ve insan hakları ile uluslararası hukuk konusundaki rolünü yerine getirmesine ihtiyacımız var.”
ASSEDEL