
ASSEDEL, Avrupa Parlamentosu Üyesi ve LGBTQ+ Intergroup eş başkanı Marc Angel ile Avrupa Birliği’nde LGBTQ+ haklarının mevcut durumu, toplumsal cinsiyet karşıtı hareketlerin yükselişi ve Avrupa genelinde eşitlik politikalarını şekillendiren siyasi zorluklar hakkında görüştü.
Angel, Avrupa Parlamentosu’ndaki en büyük partiler üstü gruplardan biri olan LGBTQ+ Intergroup’un çalışmalarını anlatarak başladı. Grup, Avrupa yanlısı ve demokratik siyasi ailelerden 120’den fazla Avrupa Parlamentosu üyesini bir araya getiriyor. Intergroup, üye devletlerde LGBTQ+ bireylerin durumunu izleme, Parlamento kararlarının şekillendirilmesine katkıda bulunma ve Avrupa ve ulusal düzeydeki sivil toplum kuruluşlarıyla yakın iş birliği sürdürme konusunda önemli bir rol oynuyor.
Grubun çalışmaları hem yasama süreçlerine etki etmeyi hem de sahada aktif olmayı kapsıyor. Avrupa Komisyonu ile LGBTQ+ Eşitlik Stratejisi konusunda iş birliği yapmaktan, Polonya’daki ayrımcılık vakaları veya eşcinsel ailelerin hukuki olarak tanınmasına ilişkin sorunlar gibi durumlarda sivil toplumu desteklemeye kadar Intergroup, kurumlar ile vatandaşlar arasında bir köprü görevi görüyor. Angel’a göre bu bağlantı, Avrupa politikalarının insanların gerçek yaşam deneyimlerini yansıtmasını sağlamak açısından büyük önem taşıyor.
Artan zorluklar ve hedef alınan topluluklar
Son yıllarda ilerleme kaydedilmiş olsa da Angel, LGBTQ+ haklarının giderek artan bir tepkiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Özellikle trans ve interseks bireylerin giderek daha savunmasız hâle geldiğine dikkat çekerek, bu grupların topluluk içerisinde en fazla hedef alınan kesimler arasında yer aldığını belirtti.
Son dönemde korumaların güçlendirilmesine yönelik çeşitli girişimlere odaklanıldı. Bunlar arasında, dönüşüm uygulamalarının yasaklanmasını amaçlayan ve 1,2 milyondan fazla imza toplayan Avrupa Vatandaşları Girişimi’ne verilen destek de bulunuyor. Angel’a göre bu girişim, hem konunun aciliyetini hem de Avrupa vatandaşlarının temel hakları savunmak için harekete geçme kapasitesini gösteriyor.
Aynı zamanda Angel, LGBTQ+ eşitliği mücadelesinin ek haklar tanımakla değil, eşit muamele ve ayrımcılığa karşı koruma sağlamakla ilgili olduğunu vurguladı. “Toplumsal cinsiyet ideolojisi diye bir şey yok,” diyerek, “yalnızca bir insan hakları gündemi var” ifadelerini kullandı.
Toplumsal cinsiyet karşıtı hareket ve dezenformasyon
Söyleşinin temel konularından biri, Angel’ın ulusötesi ve giderek daha örgütlü bir ağ olarak tanımladığı sözde toplumsal cinsiyet karşıtı hareketin yükselişiydi. Ona göre bu hareket, toplumsal cinsiyet eşitliğini ve LGBTQ+ haklarını geleneksel aile değerlerine veya çocukların refahına yönelik tehditler olarak sunarak dezenformasyon yayıyor.
Angel bu iddiaları kesin bir şekilde reddederek, kapsayıcılığın teşvik edilmesi ve gençlerin korunması açısından kapsamlı eğitimin önemine dikkat çekti. Bilgi eksikliğinin özellikle dışlanma, damgalanma veya ruh sağlığı sorunlarıyla karşı karşıya kalabilen LGBTQ+ gençleri açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği konusunda uyardı.
Angel ayrıca bu hareketin uluslararası boyutuna da dikkat çekti. Hareketin AB dışındaki siyasi aktörler ve kuruluşlarla bağlantılarına ve Afrika gibi bölgelerde giderek artan etkisine değindi. Ona göre bu durum, hem Avrupa hem de ulusal düzeyde koordineli tepkilerin her zamankinden daha gerekli olduğunu gösteriyor.
Avrupa Parlamentosu içerisindeki siyasi gerilimler
Mevcut parlamento dönemi de yeni zorluklar ortaya çıkarıyor. Angel, toplumsal cinsiyet karşıtı söylemleri güçlendiren ve bazı durumlarda ayrımcı söylemlerin kurumsal tartışmalar içerisinde normalleşmesine katkıda bulunan aşırı sağ grupların artan varlığına dikkat çekti.
Bu değişim, müzakereleri daha zor ve zaman zaman daha çatışmalı hâle getirdi. Bununla birlikte Angel, temel hakları ve demokratik değerleri savunmaya kararlı, Avrupa yanlısı ve eşitlik yanlısı bir çoğunluğun hâlâ mevcut olduğunu vurguladı.
Angel’a göre eşitlik ile demokrasi arasındaki bağlantı açıktır: LGBTQ+ haklarını ve kadın haklarını korumak, Avrupa Birliği’nin kendi temellerini güvence altına almak açısından hayati önem taşımaktadır.
Eşitlik Birliği’ne doğru
Tüm bu zorluklara rağmen Angel iyimserliğini koruyor. Dezenformasyonla mücadele etmek ve eşitlik politikalarını ilerletmek için hem kurumlar içerisinde hem de sivil toplumla birlikte ittifaklar kurmaya devam etmenin önemini vurguladı.
Angel’ın mesajı nihayetinde bir direnç ve kararlılık mesajıdır: Nefret ve bölünme daha görünür hâle geliyor olsa da bunlar Avrupa projesinin temel değerlerini temsil etmiyor. “Eşitlik,” diyerek sözlerini tamamladı, “bir seçenek değil; demokrasimizin kalbinde yer alıyor.”
Strasbourg merkezli olan ve insan haklarının ve Avrupa değerlerinin desteklenmesine kendini adamış ASSEDEL, Avrupa’da eşitliğin geleceğini şekillendiren siyasi ve toplumsal tartışmaları takip etmeye ve gündeme taşımaya devam ediyor.
Röportajın tamamını youtube kanalimizdan izleyebilirsiniz!
ASSEDEL