Avrupa Hak ve Özgürlükleri Savunma Derneği

Strazburg'da AKPM Sonbahar Oturumu ve Uluslararası STK'lar Konferansı

HaberEtkinlikler11 dk okuma
Yazı boyutu

AKPM Sonbahar Oturumu: Önemli Tartışmalar ve Gelişmeler

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM), 28 Eylül - 2 Ekim tarihleri ​​arasında Strazburg’daki Palais de l’Europe binasında Sonbahar Oturumu’nu gerçekleştirdi.

ASSEDEL, oturum boyunca genel kurulda yürütülen tartışmaları ve görüşmeleri yakından takip ederek, Avrupa’nın günümüzde karşı karşıya olduğu en acil insan hakları ve hukukun üstünlüğü meselelerine dair önemli gözlemler edindi. ASSEDEL, izleme faaliyetlerinin yanı sıra, insan haklarının savunulmasına olağanüstü katkılarda bulunan bireylerin onurlandırıldığı Václav Havel İnsan Hakları Ödülü törenine de katılma fırsatı buldu.

Sonbahar Oturumu; demokratik gerileme, Türkiye’de LGBTQI+ haklarına yönelik baskılar ve göç —özellikle de Temmuz ayında Ceuta’da yaşanan olayların ardından— gibi konularda gerçekleştirilen önemli tartışmalara sahne oldu.

Gürcistan ve Rusya’daki durumlar da oturum boyunca öne çıkan başlıklar arasındaydı. Gürcistan’a, süregelen demokratik gerilemeyi tersine çevirmesi ve ülkedeki giderek otoriterleşen eğilimlere dair endişeleri gidermesi yönünde çağrıda bulunuldu. Rusya ise, Ukrayna’ya karşı sürdürdüğü saldırgan savaş ve Avrupa Konseyi’nin temelini oluşturan ilkelere yönelik ısrarlı kayıtsızlığı nedeniyle sert bir şekilde kınanmaya devam etti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve yargısal karar alma sürecinin bağımsızlığı

Oturumun en dikkat çekici anlarından biri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı Mattias Guyomar’ın yaptığı konuşma ve ardından Meclis üyeleriyle gerçekleştirdiği kapsamlı görüş alışverişiydi.

Başkan Guyomar, konuşmasında özellikle Mahkeme’nin bağımsızlığına ve devletlerin, Mahkeme’nin yargısal karar alma süreçlerini etkilemeye çalışmaktan kaçınmalarının sağlanmasının önemine vurgu yaptı. Ayrıca Kişinev Bildirgesi’nin (Chișinău Declaration) etkilerine de değinen Guyomar; göçle ilgili siyasi bağlamın Avrupa genelindeki tartışmalarda yer bulabileceğini, ancak bu Bildirgesi’nin, Mahkeme’nin bireysel davaları karara bağlarken esas alması gereken bir kriter teşkil etmediğini açıkça belirtti.

Başkan Guyomar’ın konuşmasında Türkiye de önemli bir yer tuttu. Guyomar, görevden alınan kamu görevlilerinin sayısındaki artıştan ve siyasi çoğulculuğa yönelik giderek sıkılaşan kısıtlamalardan duyduğu endişeyi dile getirdi. LGBTQI+ aktivistlerine ve örgütlerine yönelik baskılara da özel bir dikkat gösterildi; bu durum, ülkedeki temel özgürlüklerin ve demokratik katılımın karşı karşıya olduğu daha geniş çaplı zorlukları gözler önüne serdi.

Ardından gerçekleştirilen soru-cevap oturumu, Asamble üyelerine yalnızca Mahkeme’nin devletlerle olan ilişkisini değil, aynı zamanda Avrupa kurumlarının insan haklarının etkin bir şekilde korunmasını sağlamak için nasıl birlikte çalışabileceği konusundaki daha kapsamlı meseleyi de irdeleme fırsatı sundu.

Gündeme getirilen konular arasında, Mahkeme kararlarının uygulanması ve bu kararlara uyumu güçlendirmek amacıyla Avrupa Konseyi’nin üç temel organı (Bakanlar Komitesi, Parlamenter Asamble ve Mahkeme) arasındaki iş birliğinin artırılması olasılığı yer aldı.

Göç konusu da bir diğer önemli tartışma başlığıydı. Özellikle, Kişinev Bildirgesi’nin (Chișinău Declaration) Avrupalı ​​vatandaşların göçe yönelik tutumları hakkında neler ortaya koyduğu; ayrıca siyasi gelişmelerin ve kamuoyundaki eğilimlerin, Mahkeme’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni yorumlama rolüyle bağlantılı olarak nasıl anlaşılması gerektiği üzerine sorular yöneltildi.

Mahkeme’nin Rusya ile ilgili davaları

Görüşmelerde ayrıca, Rusya’nın Avrupa Konseyi’nden çıkarılmasının ardından bu ülkeyle ilgili davaların içinde bulunduğu güç durum da ele alındı.

Rian Vogels (Hollanda, ALDE), Mahkeme Başkanı Guyomar’a, Rusya’ya karşı yapılmış ve henüz karara bağlanmamış başvuruların Mahkeme’nin gündeminden (dava listesinden) düşürülmesi kararını sordu ve bu durumun mağdurlar ve gözlemciler arasında yarattığı endişelere dikkat çekti. Vogels, bir kararın icrasının pek olası görünmediği durumlarda dahi, yargısal bir kararın mağdurlara haklarının tanındığını hissettirebileceğini ve Avrupa adalet sistemine olan güvenlerini koruyabileceğini belirtti. Bu bağlamda, söz konusu davaların korunması veya ertelenmesi için gerçekçi alternatiflerin bulunup bulunamayacağını sordu.

Bu sorular, Avrupa insan hakları sisteminin karşı karşıya olduğu daha geniş bir ikilemi gün yüzüne çıkardı: Kararların icrasına yönelik geleneksel mekanizmaların ciddi biçimde kısıtlandığı durumlarda dahi, adalete erişim nasıl korunabilir ve Mahkeme, mağdurların haklarının tanınmasını nasıl sağlayabilir?

Genel olarak Sonbahar Oturumu, Avrupa insan hakları mimarisinin hâlihazırda karşı karşıya olduğu zorluklara dair değerli bir bakış açısı sundu. Demokratik gerileme ve temel özgürlüklere getirilen kısıtlamalardan göç meselesine ve Rusya’nın Avrupa Konseyi’nden çıkarılmasının sonuçlarına kadar yapılan tartışmalar, Avrupa insan hakları kurumlarının giderek daha karmaşık bir ortamda faaliyet gösterdiğini ortaya koydu; aynı zamanda bağımsız ve etkin bir Avrupa insan hakları sistemini sürdürmenin önemini bir kez daha teyit etti. Sivil Alanın, Sosyal Hakların ve Aşırıcılıkla Mücadelenin Savunulması: Avrupa Konseyi'nin Strasbourg'daki Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları Konferansı

PACE oturumları devam ederken, Avrupa Konseyi aynı zamanda Strasbourg'da Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları Konferansı (CINGO) Genel Kurulu'na ev sahipliği yaptı. Bu, Avrupa kıtasında demokratik istikrarı, insan haklarının korunmasını ve sivil toplumun rolünü değerlendirmek için önemli bir etkinlikti. CINGO Başkanı Gerhard Ermischer tarafından açılan toplantı, sivil alanın izlenmesinden iklim adaletine, Avrupa Sosyal Şartı'na ve artan siyasi kutuplaşmaya yanıt vermeye kadar net bir stratejik yol haritası çizdi.

Katılan kuruluşlar arasında ASSEDEL de Genel Kurul'un bu oturumuna davet edilme ayrıcalığına ve fırsatına sahip oldu ve çalışma günlerine aktif olarak katıldı. Özellikle, ASSEDEL iletişim ekibi, CINGO ile yakın iş birliği yaparak, kuruluşun resmi sosyal medya kanalları için multimedya içeriğinin oluşturulması, düzenlenmesi ve kullanılmasına destek verdi; böylece değerli bir sinerji oluşturuldu ve iki kuruluş arasındaki kurumsal ortaklık güçlendirildi.

Sivil Alan Mercek Altında: Görev Gücünün Beşinci Toplantısı

Yetkili STK Hukuku Uzman Konseyi ile yakın iş birliği içinde çalışan bir organ olan Sivil Alan İzleme Görev Gücü'nün beşinci toplantısı 28 Eylül'de başladı. Görev Gücü, ikili kimliğini yeniden teyit etti: bir yandan, Avrupa'da dernek kurma hak ve özgürlüklerine yönelik devam eden saldırılara ilişkin bilgi toplama ve yanıt verme konusunda bir odak noktası; diğer yandan, mali ve idari kısıtlamalardan sivil toplumun metalaşması ve finansallaşması olgularına kadar üçüncü sektöre etki eden yapısal baskıları analiz etmek için gerçek bir düşünce kuruluşu ve "araç kutusu".

Bu oturum, önemli bir karşılaştırmalı ve operasyonel genel bakış sağladı: Örneğin, İskandinav ülkelerinde üçüncü sektörün rolüne ilişkin derinlemesine bir analiz (Frivillighet Norge'den Guri Idsø Viken ve Norveç Yerel ve Bölgesel Yönetimler Birliği'nden Christian Hellevang'ın katkılarıyla) ve Almanya'da gönüllü sektörün karşılaştığı somut zorluklar, Martin Georgi (Deutscher Fundraising Verband) tarafından özetlendi. Ardından, Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi (EESC) üyesi Pietro Barbieri, Avrupa Komisyonu tarafından AB kurumları ve sivil toplum kuruluşları arasında yapılandırılmış diyaloğu güçlendirmek amacıyla kurulan yeni Sivil Toplum Platformu'nun amaçlarını ve перспектиflerini açıkladı. Son olarak, Aarti Narsee (Avrupa Sivil Forumu) sivil alan hakkındaki yıllık raporun metodolojik yönlerini ve MACS projesinin ilerlemesini açıklarken, Harry Hummel (CURE Kampanyası) ise Nisan 2025'te Konferans tarafından kabul edilen Sivil Alanın Daralmasına İlişkin Tavsiyenin takibini değerlendirdi ve Avrupa Konseyi bünyesinde Erken Uyarı ve Müdahale Çerçevesi önerisini yeniden gündeme getirdi.

Saha çalışmalarını tamamlayan Genel Kurul, CINGO'nun Danimarka ve Karadağ'a sivil katılım mekanizmaları üzerine yaptığı bilgi toplama ziyaretlerinin bulgularını ve uluslararası baskı ve yabancı bilgi müdahalesi veya manipülasyonuna (FIMI) karşı koyma çabalarını ele aldı.

“Öteki” ile Diyalog: Beyaz Sağ: Düşmanla Buluşma filminin gösterimi ve Deeyah Khan ile tartışma

Film yapımcısı ve insan hakları aktivisti Deeyah Khan ile ödüllü araştırma belgeseli “Beyaz Sağ: Düşmanla Buluşma” üzerine yapılan görüşme, aynı zamanda son derece dokunaklı ve politik açıdan önemliydi.

Norveç'te Pakistan kökenli bir ailede doğan ve çocukluğundan beri aşırı sağcı şiddete bizzat tanık olan Khan, filminde ABD'deki beyaz üstünlükçü ve neo-Nazi hareketlerinin liderleri ve aktivistleriyle, Richard Spencer gibi önde gelen aşırı sağcı figürler ve Ulusal Sosyalist Hareket'in üst düzey üyeleri de dahil olmak üzere, yüz yüze yüzleşmeyi seçti. Charlottesville'deki "Sağcıları Birleştir" mitingindeki şiddetli çatışmalar sırasında da ön saflarda yer alan film yapımcısı, olayı sadece kınamakla kalmadı; savunmasız veya kızgın bireyleri başkalarının insanlıktan çıkarılmasını benimsemeye iten psikolojik, duygusal ve sosyal kökenleri anlamaya çalıştı.

CINGO delegeleri ve genel kurul oturumundaki genç katılımcılarla yapılan görüşmelerde, Khan'ın deneyimi Avrupa sivil toplumu için değerli bir ders sundu: Nefret söylemi ve siyasi kutuplaşma, yalnızca kayıtsızlık veya sansür yoluyla değil, aşırılıkçı dogmaların ardında gizlenen insan zaaflarını ortaya çıkararak ve demokratik değerlerin kararlılığından asla geri adım atmadan ortadan kaldırılabilir.

Değişimin Genç Kahramanları: Ece Çiftçi ile Gençlik Oturumu ve Yeni Staj Programı

Genel Kurulda Ece Çiftçi tarafından olağanüstü bir enerji ve vizyonla koordine edilen "Yıllık gençlik faaliyetlerinin gözden geçirilmesi ve gençliğe yönelik gelecek takviminin sunumu", yeni nesillerin üstlendiği kritik role odaklandı.

Toplantı sırasında Çiftçi, geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen temel gençlik faaliyetlerini değerlendirdi ve gelecekteki girişimlerin takvimini ana hatlarıyla sundu. Bu sunumda, gençlere Avrupa demokratik süreçleri içerisinde bir ses, bir platform ve karar alma mekanizmalarında bir rol verilmesinin acil gerekliliği vurgulandı. En çok beklenen ve önem taşıyan duyuru ise, CINGO bünyesinde yapılandırılmış bir staj programının oluşturulması hedefiyle ilgiliydi. Bu somut fırsat; genç profesyonelleri, aktivistleri ve öğrencileri bünyesine katarak onları eğitmeyi; böylece bu gençlerin Avrupa Konseyi’ndeki savunuculuk, insan hakları ve kurumsal iş birliği mekanizmalarının doğrudan bir parçası haline gelmelerini sağlamayı amaçlıyor.

Söz konusu staj programına ilişkin operasyonel detaylar, başvuru kriterleri ve süreçleri, ilerleyen dönemde derneğin resmi platformları ve kanalları üzerinden duyurulacaktır.

İklim ve Sosyal Haklar: COP31’e Doğru ve Avrupa Sosyal Şartı’nın Güçlendirilmesi

Programatik öncelikler arasında iklim acil durumu öne çıktı. "Avrupa’da iklim riskiyle yaşamak" başlıklı stratejik oturumda CINGO, çevresel değişimin etkilerini; önleme, halk sağlığı ve insan hakları perspektifleriyle ele alarak COP31’e yönelik somut tavsiyeler geliştirdi.

Haftanın kapanışında ise, Avrupa Sosyal Haklar Komitesi (ECSR) ile ortaklaşa düzenlenen hibrit bir eğitim günü gerçekleştirildi. Bu eğitim, sivil toplum temsilcilerine Avrupa Sosyal Şartı’nın uygulanması sürecinde etkili olabilmeleri için pratik araçlar sundu. ECSR liderliğinde yürütülen eğitimde, ulusal raporlama prosedürleri ve toplu şikâyet mekanizması detaylı bir şekilde incelendi.

Teşekkürler ve Gelecek Vizyonu

CINGO Genel Kurulu’ndaki bu oturuma katılım, ASSEDEL için uluslararası arenada bir gelişim, tartışma ve güçlenme fırsatı oldu. Dernek; INGO Konferansı Başkanı Gerhard Ermischer’e ve gençlik faaliyetleri koordinatörü Ece Çiftçi’ye en derin ve samimi teşekkürlerini sunar. ASSEDEL’in bu günlerde aktif bir şekilde yer alabilmesi ve katkıda bulunabilmesi, onların açıklığı, güveni ve kapsayıcı vizyonu sayesinde mümkün olmuştur; bu durum, Avrupa’da demokratik alanın korunması için ağ oluşturmanın önemini bir kez daha doğrulamaktadır.

ASSEDEL'den diğer içerikler

Haberler →
· 3 dk

Carolina Lasén Diaz ile Yuvarlak Masa Toplantısı: Avrupa Konseyi'nde İnsan Hakları ve Eşitlik

ASSEDEL, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi'nden (AKPM) Carolina Lasén Diaz'ın katılımıyla bir yuvarlak masa toplantısı düzenledi. Toplantıda AKPM'nin ve Eşitlik ve Ayrımcılıkla Mücadele Komitesi'nin iç işleyişi, yapay zekanın kadın haklarına etkisi gibi güncel konular üzerinden politika geliştirme süreçleriyle örneklendi.

· 6 dk

Ukraynalı Milletvekili Larysa Bilozir (AKPM Üyesi) ile Söyleşi — Dijital Çağda İnsan Hakları: Yapay Zekâ Süreçlerinde Neden Her Zaman Bir İnsan Denetimi Olmalıdır?

Ukraynalı milletvekili Larysa Bilozir ile yapay zekâ ve çalışma hayatının geleceği üzerine yapılan söyleşi. Yeniden yapılanma fırsatları ile yeniden eğitilme ihtiyaçları arasında rapor, göçmen ve mülteciler için ayrımcılık risklerine dikkat çekiyor ve temel bir ilkeyi yeniden vurguluyor: Yapay zekâ insan kararını desteklemeli, asla onun yerini almamalıdır.

Haberdar olun. Katılımda kalın.

ASSEDEL'den son haberleri, etkinlikleri ve fırsatları alın.